KLASİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KLASİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2009 Pazartesi

Ç A Ğ R I

Dinle öz gardaşım gayrı duy beni,
Kutlu bir sesleniş sana sunduğum.
Dava ateşine tutta koy beni,
Yeter zemheride yeter donduğum.

Sahipsiz mi bunca harcanan emek,
Şehitler öksüz mü kaldılar demek ,
Dirilmek vaktidir aşkla dirilmek ,
Yeter eli kolu bağlı durduğun

Kır zincirlerini esaretinin,
Var farkına her dem cesaretinin,
Yıllardır bağlanmış basiretinin,
Yeter pençesinde yeter durduğun.

Var ise göğsünde ALLAH’a iman,
Sende bir Fatihsin sende Süleyman,
Su uyur ve lakin uyumaz düşman,
Yeter gözlerini yeter yumduğun.

Arifler tarife kalksalar bile,
Lisana sığmıyor çektiğin çile,
Soydaşın soysuzun elinde köle,
Yeter çilelere düçar olduğun.

YARADAN aşkıyla taşıp derinden,
ŞEHADETLE davran doğrul yerinden,
Destanlar damlasın her bir terinden,
Yeter ayaklara yeter konduğun.

Bu vatan ufkuna bir ışıksın sen,
Mazinle sırt sırta barışıksın sen,
Destanlar yazmaya alışıksın sen,
Yeter bunca yıldır yeter sustuğun.

Vazifen bu yolda vermekse canı,
Canından kıymetsiz bilme vatanı,
Unutma atanı, şehit yatanı,
Yeter dünyalıktan medet umduğun.

Nice zaman düştü ayrı sevdamız,
Yeşermiyor ayrı gayrı sevdamız,
Bir olmak vakti der gayrı sevdamız,
Vahdete çağrıdır be hey duyduğun...
Ozan MİSALİ

24 Ağustos 2009 Pazartesi

DAMLALAR


Secde et ki en makbul saatinde gecenin
Sırları ayan olsun ilahi bilmecenin...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Necis bir taharete çekti gönül çekti rest
Hakkını vermez isen neyi paklar o abdest...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Aşk sırtıma inen bıçak, deşiyor kalbime dek
Ve beni kefenleyip sonsuzluğa götürecek...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Mecnunlar mazi oldu, Leylalar kaldı dünde
Aşkın para pul olup satıldığı bu günde...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Şaşkınım bilmem ki unutmak mı bunun adı
Yokluğun ilk defa yüreğimi dağlamadı...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Suya uyur düşmana uyumazmış dediler
Şu koynumda uyuyan yılanı görmediler...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Elbet dolup taşmak ister her mescid her cami
Yeter ki gelen gelsin gönülden ve samimi...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Namaz ne hoş ameldir ibaretse niyetten
Niyetini temiz tut kurtul o eziyetten...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Gönlüm benlik avında şeytan ile iş tutmuş
Gönlüm günah tavında büyüklüğü unutmuş...
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Bir daha ele geçmez yalan dünya denizi
Haram helal demeden doldurun midenizi...
OZAN MİSALİ

4 Ağustos 2009 Salı

UMUDUN PEŞİNDE


Faydasız nafile geçen şu zaman
Umudun peşinde aranır oldum
Ne yapsam talihim vermiyor aman
Bir garip hallere bürünür oldum

Yüzüme bakanda hep o ifade
Derler ki bahtında dolmuş bu vade
Kaderim gülmeye vermez müsade
Mecnunun yüzüyle görünür oldum

Hani ya gönlümün nerede tadı
Nerede huzuru nerde muradı
Dolar diye bir gün vakti miyadı
Derdimin döşünde sürünür oldum.
OZAN MİSALİ

MUHTACIM MUHABBETE

Bana özden haber ver muhtacım muhabbete
Tatlı sözden haber ver muhtacım muhabbete

Gönül aç doyar mı ki,sensiz hiç duyar mı ki
Sohbetten cayar mı ki,muhtacım muhabbete

Yoldaş olam yoluna,katta savur yeline
Tiryakiyim diline,muhtacım muhabbete

Tadarım hayrı senden,kim gerek gayrı senden
Olamam ayrı senden,muhtacım muhabbete

Sevgi Haksa sende var,gönülde var tende var
Ne güzelse sende var,muhtacım muhabbete

Dilim isminle coşsun,ayağım sana koşsun
Her halinle pek hoşsun,muhtacım muhabbete

Kalbim aşkınla atar,özünde sevgin yatar
Şanın cana can katar,muhtacım muhabbete

Bal akar sövsen bile,gül açar dövsen bile
Gidemem kovsan bile,muhtacım muhabbete

Biz ki cahil kullarız,sensiz kuru dallarız
Renk verdiğin gülleriz,muhtacız muhabbete

Misalim garip halim,şükür geldim sağ salim
Dostuma arzu halim,muhtacım muhabbete,,,
OZAN MİSALİ

3 Ağustos 2009 Pazartesi

ÖMRÜM İFLAS EDİYOR

Nice acılarım var benim
Mazisi büyük
O acılar ki omuzumdan
Hiç düşmeyen yük

Yüreğim çok yandı lakin
Of dahi demedim
Ama seni bugün ki kadar
Hiç beklemedim

O beklediğim vuslatın
Bilmem ki ne zaman
Gayrı tahammül göstermeye
Takatsiz bu can

Bu çırpınışım sabaha
Ya çıkar ya çıkmaz
Dirensem de Azrail
Beni sana bırakmaz

Belki bu son demlerim
Ömrüm iflas ediyor
Onca hayal benimle
Bak toprağa gidiyor

Umudun can verdiği
Tükendiği gün bugün
Bir aşkın bedelinin
Ödendiği gün bugün

Bu aşkta çok hakkın var
Kalkışamam inkara
Sebep seni göstermem
Uğradığım zarara

Sorunca münker nekir
Bir ömrün sualini
HAK’ tan gayrı kim bilir
Dardakinin halini
OZAN MİSALİ

NASİHAT

Meyvesiz ağacın tutma dalını
Zira emeğini kurutur bir gün
Sitemkar arının tatma balını
Bil ki başa kakar sırıtır bir gün

Sabırsız toprağa dökme terini
Bulaştığı yerden sök at kirini
Her günün her anın bil değerini
An olur kendini aratır bir gün...
OZAN MİSALİ

31 Temmuz 2009 Cuma

YÜZÜM GÜLSE GÖNLÜM AĞLAR


Gül deme; gülecek hal mi kaldı ki
Tutunacak bir tek dal mı kaldı ki
Öpüp koklamaya gül mü kaldı ki
Yüzüm gülse gönlüm ağlar bir yandan

Umutlar can verdi miadı doldu
Kaçtıkça hüzünler hep beni buldu
Baharı bilmeden benimle soldu
Bahçeler bir yandan bağlar bir yandan

Tükendi güvenim darbe yedikçe
Ellerim boş kaldı hep bekledikçe
Yeter gayrı bitsin dertler dedikçe
Yüklenir sırtıma dağlar bir yandan

Ey gönül divane olma boşuna
Nice gelecek var daha başına
Mendil çare sanma gözün yaşına
Sildikçe sel olur çağlar bir yandan

Günahı sevabı kefene sardım
Giyindim üstüme toprağa vardım
Dediler ki bizden bekleme yardım
Ölüler bir yandan sağlar bir yandan
OZAN MİSALİ

BAŞARACAĞIM

Bir sabah güneşin doğduğu yerde
Umutla göverip yeşereceğim
Yepyeni bir dünya kurup hayata
Tebessüm etmeyi başaracağım

Kim demiş töredir bozulmaz diye
Sevdalar sil baştan yazılmaz diye
Geçmişe bir mezar kazılmaz diye
Kim diyormuş söyle şaşıracağım

Sanma pişmanım sevdiğime seni
Alın yazımmış suçlama kendini
Yine seveceğim bu kez ben,beni
Mutlulukla dolup taşıracağım

Yitirdiklerimi bulduktan sonra
Acılar sararıp solduktan sonra
Bu bendeki inat olduktan sonra
Sonunda neşeyle yaşaracağım ...
OZAN MİSALİ

HAYALDEN ÖTEDE NE Kİ GÖRDÜĞÜM

Gözlerim yollara daldı bak yine
Hayalden ötede ne ki gördüğüm
Takat mi kaldı sabır dediğine
Kapanmış her yanım yollar kördüğüm
Hayalden ötede ne ki gördüğüm???

Bir el var uzanan gör ki tutamam
Tutsam da yüreğimi avutamam
Bir gece olsa da dertsiz yatamam
Kapanmış her yanım yollar kördüğüm
Hayalden ötede ne ki gördüğüm???

Misalim dertlenme düşünme düşme
Kapanmaz yaranı sızlatma deşme
Şiirler yazsan da gözlerin çeşme
Kapanmış her yanın yollar kördüğüm
Hayalden ötede ne ki gördüğün???
OZAN MİSALİ

30 Temmuz 2009 Perşembe

GURBET TÜRKÜSÜ

Yarim beni hiç çağırma
Gelmeye mecal kalmadı
Mazide ki günler gibi
Gülmeye mecal kalmadı

Felek indirdi tokmağı
Karım bildim dert çekmeyi
Umut fakirin ekmeği
Bölmeye mecal kalmadı

Şaştı kaldı bana bakan
Çok oldu yolda bırakan
Gurbet aşılmaz bir kalkan
Delmeye mecal kamadı

Misalim çek bolca sabır
Şükür eyle iki de bir
Yeter gel dost dedi kabir
Ölmeye mecal kalmadı
OZAN MİSALİ

BULUNMAZ

Nicedir sevdamın düştüm peşine
Ararım sorarım gören bulunmaz
Herkes dalıp gitmiş dünya işine
Derdime dermanı veren bulunmaz

Bu çilem bu derdim ah bu kederim
Her gün yaprak döker, dalım budarım
Aşk ile yanana ömrüm adarım
Gelip yüreğime giren bulunmaz

Sabahım bir garip günüm bir garip
Bu günüm bir garip dünüm bir garip
Çıktığım yollarım yönüm bir garip
Bu halimi hayra yoran bulunmaz

Yaktığım ağıtlar saza doymadı
Sildiğim şu gözler beze doymadı
Yandı da yüreğim köze doymadı
Halin nedir diye soran bulunmaz

Gam yıkar yiğidi sevdadan yana
Söyle yiğit buna nasıl dayana
Baktım pencereden halim duyana
Gelip te kapımı vuran bulunmaz

Misalim aman ha hududu aşma
Efendi ol nefsin peşine koşma
Dosttan gayrı sının ardına düşme
Dar günde başında duran bulunmaz...
OZAN MİSALİ

YAR BU CANI ÖLDÜRME

Bülbüldüm güle geldim
Gönül hoş olsun diye
Suskundum dile geldim
Sevdamı bilsin diye

Bu demde az bulunur
Olanda öz bulunur
Bak aşığın gönlüne
Orda şu söz bulunur

Güllerimi soldurma
Gel elleri güldürme
Aşkınla yaşıyorum ben
Yar bu canı öldürme

Bir defa düşse dara
Her yanı olur kara
Gönlüme yak bir çıra
Işıkla dolsun diye
OZAN MİSALİ

HAL-İ AHVALİM

Baktım da köşede duran kaleme
Baktım da bir şeyler yazasım gelir
Beni dertten derde salan çileme
Yine satır satır kızasım gelir

Çilem mi sunayım bir iki sözde
Sözde ne kelime bu çile özde
Derman mı kaldı ki bağırda dizde
Her yana dağılıp tozasım gelir

Hasreti gönlümü bürüyüp durur
Aşığım ciğerim çürüyüp durur
Derler ki özleyen arayıp bulur
Dağ bayır demeden gezesim gelir
OZAN MİSALİ

SENMİSİN YOKSA BENMİYİM

Çaresiz bir aşkın eline düştü
Denilen sen misin yoksa ben miyim?
Umudum bahtımla ne çok dövüştü
Yenilen sen misin yoksa ben miyim?

Ne olsa gülmeye değermiş deme
Duygular can verdi gitti hep güme
Acılar dağ gibi çöküp üstüne
Binilen sen misin yoksa ben miyim?

Vururlar hele bir kuş olup uçta
Kurtulmak zor olur dene bir kaçta
Avcıya av diye elde avuçta
Sunulan sen misin yoksa ben miyim?

Kapılmış giderim bahtın seline
Direnmek pek zormuş hasret yeline
Her perde her sahne mecnun rolüne
Konulan sen misin yoksa ben miyim?

Gül; bekler hazanın biteceğini
Dalında bülbülün öteceğini
Sanırken hasretin yiteceğini
Yanılan sen misin yoksa ben miyim?

Misalim avare gezer ellerde
Resmi var sararıp solan güllerde
Bir garip kul diye bütün dillerde
Anılan sen misin yoksa ben miyim?
OZAN MİSALİ

29 Temmuz 2009 Çarşamba

SEVDA YİĞİT İŞİ


Beni halden hale koyan bu sancı
Bir gün gelir pişman olur mu dost dost
Derdimi anlatsam çoğu yabancı
Gönül dermanını bulur mu dost dost

Kimi bakar gülüp geçer halime
Kimisi takılıp düşer yelime
Nazlı yar haberin alıp koluma
Acep sarılmaya gelir mi dost dost

Aşığın yüreği yanar köz olur
Sevda yiğit işi seven az olur
Anlayana sivri sinek saz olur
Kıssadan hisseyi alır mı dost dost

Misalim yapılan söyle revamı
Gitsem uzaklara derde devamı
Mahşere bıraktım gayrı davamı
Yaptığı yanına kalır mı dost dost
OZAN MİSALİ